Birinci hamur kağıt 4,5 katına çıkması kitap maliyetine yansıdı
Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de Kovid-19 salgını, artan maliyet ve değişen kur farklılıklarından en çok etkilenen alanlardan biri yayıncılık sektörü oldu.
Yaşanan zorluklara rağmen, çocuk ve yetişkinler için, başta eğitim, sağlık ve edebiyat alanlarında hizmet vererek, okurla kitapları buluşturmaya devam eden yayıncılar, beklentilerini AA muhabirine aktardı.
Nar Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Tayfur Esen, 2022’nin fazlaca hızlı başladığını belirterek, her insanın birtakım kaygılar taşıdığı bir müddetçten geçtiğini söylemiş oldu.
Salgın sırasında uzun bir müddet evde kalındığını dile getiren Esen, bu süreçte sosyal aktivitelere ihtiyaç duyulduğunu aktardı.
Esen, salgın daha sonrası bir geçiş süreci yaşanacağına işaret ederek, “Hızlı girdik ve bunun bir rölantiye dönüşeceği kanaatindeyiz. İnsanlar bu süreci, beklediklerini arayarak geçirecek. Büyük bir kısmı aradığını bulacak zaten. Çünkü neticede herkes az da olsa kendi işini yapmaya devam etti. Bizler de okuyucularımızla bir gün muhakkak buluşacağımızın farkındaydık ve sürekli mutfaktaydık.” dedi.
Salgın sürecinde bazı projelerini ertelediklerini, bazılarını da ekonomik niçinlerle hala gerçekleştiremediklerini kaydeden Esen, “Fakat biz sürekli okuyucularımızla sıcak bir ilişki içerisindeydik. Çıkardığımız kitapları sosyal medya hesaplarımızda paylaştık. Kitabevlerinin raflarında kitaplara yer aldırdık. ötürüsıyla okuyucumuzla bir ilişkimiz vardı.” ifadelerini kullandı.
– “Türkiye, yurt dışına kendi nitelikli mamüllerini satan bir ülke haline geldi”
Tayfur Esen, son dönemde yurt dışına yönelik telif satışlarına ilişkin şunları kaydetti:
“Şu bir gerçek, bizim kendi yazarlarımızın birtakım projeleri var. Yurt haricinden telif haklarını aldığımız, yayınlanmayı bekleyen kitaplar var. Bu dönem, yurt dışına ihracat yapan, telif ihracı gerçekleştiren kurumlar olma yolunda çalışmamız söz konusu. Artık Türkiye sürekli yurt haricinden telif alan, çeviri yapan ve yayınlayan bir ülke olmaktan çıkıp, bununla birlikte yurt dışına kendi nitelikli mamüllerini de satan bir ülke haline geldi. Biz çocuk yayıncıları olarak özellikle bu konuda oldukça şanslıyız. Biliyorsunuz bir çocuk kitabı resim ve metniyle oldukca uzun değildir. İlgilisinin hemen dikkatini çeker. Kısa bir değerlendirme alım için yeterlidir.
Dünyada da çocuk yayınlarının geliştiğini gördük ve Türkiye’de de buna paralel bir yol gözlemliyoruz. Buna karşılık satışlarımız da böyle Allah’a şükür. Bugün birtakım yazarlarımız Nepalli, Malezyalı, Endonezyalı, Moğolistanlı çocuklarla buluşabiliyor. Öyle tahmin ediyorum ki yazarlarımız kendi kitaplarını kaleme alırken ‘acaba ben bu kitapları Türkiye’de yayınlatabilir miyim?’ diye düşünüyordu. halbuki şu an dünya çocukları onların kitaplarını okuyor. Bu anlamda üretmek sadece Misak-ı Milli ile sınırlı kalmak değildir. Kültürel anlamda Misak-ı Milli’nin oldukça daha ötesinde güzel işler yapmak arzusundayız.”
Esen, her sektörün kendi arasında bir ekosistem oluşturduğunun altını çizerek, “Kültür dünyası da bu ekosistem içerisinde kitap fuarlarını bir biçimde konuşlandırıyor. Açıkçası yerel yönetimler dahil olmak üzere fuar firmaları, okuyucunun birkaç yıldır ertelenen taleplerini karşılayabilmek için yoğun bir fuar trafiğine girdi. Arzumuz bunların birazcık daha planlı olması. Yoksa hepsine yetişmemiz mümkün değil. Daha sağlıklı bir iletişim ve hizmet vermek adına bütün bunları kaygı ediniyoruz.” diye konuştu.
– “Okulların açık olması, yayıncıların belli oranda sorunlarını minimize etti”
Okur Kitaplığı Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü de Metamorfoz Yayın Grubunun bir markası olan Okur Kitaplığı’nın 2016’da yayıncılık yaşamına başladığını ve bugüne kadar ağırlıklı olarak yerli eserler olmak üzere 500 kitap çıkardıklarını aktardı.
Salgın döneminden kendilerinin de gayet olumsuz etkilendiğini dile getiren Ünlü, “Başlangıçta fazlaca daha olumsuz etkileneceğimizi düşünüyorduk ama pandeminin etkisiyle insanlar evlerinde kitap okumaya başladı ve bu süreç bir müddet devam etti. Özellikle online kitap satışları yoğunlaştı. bir müddet daha sonra bu da azalmaya başladı ve geçen yılın bahar aylarında bir yıl öncesine bakılırsa kitap satışları ciddi anlamda düştü.” dedi.
Ünlü, dolar kurunun yükselmesinin ardından, özellikle Asya’daki kağıt üreticilerinin ambalaj sektörüne kaydığını, bu niçinle de kağıt temininde sorunlar yaşandığını vurgulayarak, şunları söylemiş oldu:
“Bu durum tutarların yükselmesine sebep oldu. Kitabın hem üretimindeki sorunlar aynı zamanda kur artışından ötürü kitap kağıdında 2 buçuk katına, birinci hamur kağıtta 4 buçuk katına kadar fiyat yükselmesi oldu. Bu da haliyle kitapların maliyetine yansımaya başladı. bir müddet panik yaşadık. Biroldukça yayın planımızda olan kitapları ertelemek, bazılarını iptal etmek durumunda kaldık. Bu maliyet artışlarını kitap tutarlarına yansıtmakta zorlandık, yansıtmadık da. Kendi marjlarımızdan vermeye başladık. Fakat Kovid-19 daha sonrası iyi şeyler bekliyoruz. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığımızın kararlı bir duruş sergilemesiyle, okulların açık olması yayıncılık sektöründe beklenen kötü ve olumsuz şartları kısmen de olsa tolere etti. Okulların açık olması, yayıncıların belli oranda sorunlarını minimize etti diyebilirim.”
– “Kitapta sabit fiyat yasasının çıkmasını bekliyoruz”
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen torba yasa ile basılı kitap ve süreli yayınlardaki katma değer vergisinin kaldırılmasının yayıncılara olumlu olarak yansıdığını vurgulayan Ünlü, “Biz Basın Yayın Meslek Birliği olarak kitapta sabit fiyat yasasının çıkmasını bekliyoruz. Bunun da yayıncılara ve yayın sektörüne bir katkısı olacak. Kitaplar online satış sitelerinde yüzde 50-60 ve 70’lere varan indirimlerle satılıyor. Bu oldukca sağlıklı bir şey değil. Özellikle piyasadaki kitapçıların azalmasına niçin oluyor. Kitapçıların azalması demek, kitaba ilginin kısmen de olsa azalması demektir. Biz kitapçılarımızı bir daha istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünsal Ünlü, son 20 yılda Türkiye’de üretilen kitap sayısının hem sayı aynı zamanda tür olarak 5 katına çıktığına dikkati çekerek, “bir daha küçük kitapçılarımızı kazanırsak kitaba ilginin daha da artacağını düşünüyoruz. Türkiye dünyada en çok kitap fuarı yapılan ülkedir. İstanbul’da birfazlaca fuar var. Fuarların da kitaba ilgiyi artırdığını söyleyebiliriz. Biz Metamorfoz Yayın Grubu olarak gelecekte nitelikli bazı eserlerin Türkçeye kazandırılması açısından da çalışmalar yürütüyoruz. Edebiyat ağırlıklı yayıncıyız. Bu anlamda, eserlerimizin farklı ülkelerin dillerine tercüme edilmesi ve oralarda da okunması için çalışmalar yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
– “Sermayeye teslim olan bir yayıncılık, tekelleşen bir yayıncılıktır”
Kaknüs Yayınları sahibi Muhammed Çiftçi ise son 15 yılda Türkiye’de yayıncılık sektöründe fazlaca büyük gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, “Fakat bu son ekonomik krizlerle bir kısım daralmalar olacak. Sektör olarak 2022’de yüzde 30 ile 40 içinde bir daralma bekliyoruz. Yılda 75-80 bin kitap yayınlanırken bu sayı da düşecektir.” dedi.
Sektörde tüm sorunlara karşı dijital yayıncılığın bir çözüm olabileceğini ifade eden Çiftçi, şöyleki konuştu:
“Şu an yayıncıların maliyetleri korkunç derecede şişmiş durumda. Bizim üretim kalemlerimizin büyük bir çoğunluğu dövize bağlı. ötürüsıyla müthiş derecede etkileniyoruz. Dört ay önce 10 liraya mal ettiğimiz şeyi, şimdi 18-19 liraya mal ediyoruz. ötürüsıyla biz bunu tolere etmeye çalışıyoruz. Sektör, 2022-2023 senelerında açıkçası bunu daha da fazla hissedecek gibi gözüküyor. Kaknüs Yayınevi olarak bine yakın yayınladığımız eser var. Bizim için artık yayıncılığı devam ettirmek, bir şeyler üretmesek de var olan ürünlerimizle 3-5 yıl sürdürmemiz mümkün. Ama sektörde yeni olan, yayıncılığa yeni girmiş ve kalem sayısı düşük olan yayınevlerinin devam etmesi fazlaca daha zor.”
Çiftçi, yayıncılık sektöründe her dönem sorun yaşandığını ve sektör içerisinde ayrıca sıkıntılar olduğunun altını çizerek, “Üretirken ve satın almalarımızı yaparken KDV ödüyoruz. ötürüsıyla imalatta oluşan bir KDV var. Eskiden satarken bunu kitabın üzerine koyup geri alıyorduk. Bu satışta KDV kalkınca alınabilen bir şey olmadı. Sektörün en büyük sorunlarından bir tanesi de bence KDV alma meselesi. Bu bir muhasebe tecrübesi ve bu tecrübeye sektörümüz oldukca vakıf değil. Açıkçası bunlar hep butik yayıncıların yaşadığı sorunlar.” açıklamasını yaptı.
Sektörde yaşanan çeşitli sorunlara değinen Çiftçi, sözlerini şu biçimde sürdürdü:
“Bizim sektörün zorlukları sadece üretim meselesi yani hammadde ve imalat sıkıntıları değil. Bu sektörün kendi içerisinde de bir sürü problemleri var. Sermayenin de zaman zaman gelip sektörü altüst ettiği gelişmeler var. Bir kısım sermaye grupları yayıncılık sektörünün içerisinde. Sermayeye teslim olan bir yayıncılık, tekelleşen bir yayıncılıktır. Türkiye aslında dünyanın en önemli bağımsız yayıncılarının olduğu bir ülkeydi. Ama bu fiyat meseleleri ve iniş çıkışlar Türkiye’de de bir tekelleşmeyi hızlı bir biçimde getirecek. Kitabı basmak kadar bunun okurla buluşmasıyla alakalı yazarların da bir çalışma yürütmesi lazım.”
Haber Sitelerinden Alıntı Yapılmıştır.
Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de Kovid-19 salgını, artan maliyet ve değişen kur farklılıklarından en çok etkilenen alanlardan biri yayıncılık sektörü oldu.
Yaşanan zorluklara rağmen, çocuk ve yetişkinler için, başta eğitim, sağlık ve edebiyat alanlarında hizmet vererek, okurla kitapları buluşturmaya devam eden yayıncılar, beklentilerini AA muhabirine aktardı.
Nar Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Tayfur Esen, 2022’nin fazlaca hızlı başladığını belirterek, her insanın birtakım kaygılar taşıdığı bir müddetçten geçtiğini söylemiş oldu.
Salgın sırasında uzun bir müddet evde kalındığını dile getiren Esen, bu süreçte sosyal aktivitelere ihtiyaç duyulduğunu aktardı.
Esen, salgın daha sonrası bir geçiş süreci yaşanacağına işaret ederek, “Hızlı girdik ve bunun bir rölantiye dönüşeceği kanaatindeyiz. İnsanlar bu süreci, beklediklerini arayarak geçirecek. Büyük bir kısmı aradığını bulacak zaten. Çünkü neticede herkes az da olsa kendi işini yapmaya devam etti. Bizler de okuyucularımızla bir gün muhakkak buluşacağımızın farkındaydık ve sürekli mutfaktaydık.” dedi.
Salgın sürecinde bazı projelerini ertelediklerini, bazılarını da ekonomik niçinlerle hala gerçekleştiremediklerini kaydeden Esen, “Fakat biz sürekli okuyucularımızla sıcak bir ilişki içerisindeydik. Çıkardığımız kitapları sosyal medya hesaplarımızda paylaştık. Kitabevlerinin raflarında kitaplara yer aldırdık. ötürüsıyla okuyucumuzla bir ilişkimiz vardı.” ifadelerini kullandı.
– “Türkiye, yurt dışına kendi nitelikli mamüllerini satan bir ülke haline geldi”
Tayfur Esen, son dönemde yurt dışına yönelik telif satışlarına ilişkin şunları kaydetti:
“Şu bir gerçek, bizim kendi yazarlarımızın birtakım projeleri var. Yurt haricinden telif haklarını aldığımız, yayınlanmayı bekleyen kitaplar var. Bu dönem, yurt dışına ihracat yapan, telif ihracı gerçekleştiren kurumlar olma yolunda çalışmamız söz konusu. Artık Türkiye sürekli yurt haricinden telif alan, çeviri yapan ve yayınlayan bir ülke olmaktan çıkıp, bununla birlikte yurt dışına kendi nitelikli mamüllerini de satan bir ülke haline geldi. Biz çocuk yayıncıları olarak özellikle bu konuda oldukça şanslıyız. Biliyorsunuz bir çocuk kitabı resim ve metniyle oldukca uzun değildir. İlgilisinin hemen dikkatini çeker. Kısa bir değerlendirme alım için yeterlidir.
Dünyada da çocuk yayınlarının geliştiğini gördük ve Türkiye’de de buna paralel bir yol gözlemliyoruz. Buna karşılık satışlarımız da böyle Allah’a şükür. Bugün birtakım yazarlarımız Nepalli, Malezyalı, Endonezyalı, Moğolistanlı çocuklarla buluşabiliyor. Öyle tahmin ediyorum ki yazarlarımız kendi kitaplarını kaleme alırken ‘acaba ben bu kitapları Türkiye’de yayınlatabilir miyim?’ diye düşünüyordu. halbuki şu an dünya çocukları onların kitaplarını okuyor. Bu anlamda üretmek sadece Misak-ı Milli ile sınırlı kalmak değildir. Kültürel anlamda Misak-ı Milli’nin oldukça daha ötesinde güzel işler yapmak arzusundayız.”
Esen, her sektörün kendi arasında bir ekosistem oluşturduğunun altını çizerek, “Kültür dünyası da bu ekosistem içerisinde kitap fuarlarını bir biçimde konuşlandırıyor. Açıkçası yerel yönetimler dahil olmak üzere fuar firmaları, okuyucunun birkaç yıldır ertelenen taleplerini karşılayabilmek için yoğun bir fuar trafiğine girdi. Arzumuz bunların birazcık daha planlı olması. Yoksa hepsine yetişmemiz mümkün değil. Daha sağlıklı bir iletişim ve hizmet vermek adına bütün bunları kaygı ediniyoruz.” diye konuştu.
– “Okulların açık olması, yayıncıların belli oranda sorunlarını minimize etti”
Okur Kitaplığı Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü de Metamorfoz Yayın Grubunun bir markası olan Okur Kitaplığı’nın 2016’da yayıncılık yaşamına başladığını ve bugüne kadar ağırlıklı olarak yerli eserler olmak üzere 500 kitap çıkardıklarını aktardı.
Salgın döneminden kendilerinin de gayet olumsuz etkilendiğini dile getiren Ünlü, “Başlangıçta fazlaca daha olumsuz etkileneceğimizi düşünüyorduk ama pandeminin etkisiyle insanlar evlerinde kitap okumaya başladı ve bu süreç bir müddet devam etti. Özellikle online kitap satışları yoğunlaştı. bir müddet daha sonra bu da azalmaya başladı ve geçen yılın bahar aylarında bir yıl öncesine bakılırsa kitap satışları ciddi anlamda düştü.” dedi.
Ünlü, dolar kurunun yükselmesinin ardından, özellikle Asya’daki kağıt üreticilerinin ambalaj sektörüne kaydığını, bu niçinle de kağıt temininde sorunlar yaşandığını vurgulayarak, şunları söylemiş oldu:
“Bu durum tutarların yükselmesine sebep oldu. Kitabın hem üretimindeki sorunlar aynı zamanda kur artışından ötürü kitap kağıdında 2 buçuk katına, birinci hamur kağıtta 4 buçuk katına kadar fiyat yükselmesi oldu. Bu da haliyle kitapların maliyetine yansımaya başladı. bir müddet panik yaşadık. Biroldukça yayın planımızda olan kitapları ertelemek, bazılarını iptal etmek durumunda kaldık. Bu maliyet artışlarını kitap tutarlarına yansıtmakta zorlandık, yansıtmadık da. Kendi marjlarımızdan vermeye başladık. Fakat Kovid-19 daha sonrası iyi şeyler bekliyoruz. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığımızın kararlı bir duruş sergilemesiyle, okulların açık olması yayıncılık sektöründe beklenen kötü ve olumsuz şartları kısmen de olsa tolere etti. Okulların açık olması, yayıncıların belli oranda sorunlarını minimize etti diyebilirim.”
– “Kitapta sabit fiyat yasasının çıkmasını bekliyoruz”
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen torba yasa ile basılı kitap ve süreli yayınlardaki katma değer vergisinin kaldırılmasının yayıncılara olumlu olarak yansıdığını vurgulayan Ünlü, “Biz Basın Yayın Meslek Birliği olarak kitapta sabit fiyat yasasının çıkmasını bekliyoruz. Bunun da yayıncılara ve yayın sektörüne bir katkısı olacak. Kitaplar online satış sitelerinde yüzde 50-60 ve 70’lere varan indirimlerle satılıyor. Bu oldukca sağlıklı bir şey değil. Özellikle piyasadaki kitapçıların azalmasına niçin oluyor. Kitapçıların azalması demek, kitaba ilginin kısmen de olsa azalması demektir. Biz kitapçılarımızı bir daha istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünsal Ünlü, son 20 yılda Türkiye’de üretilen kitap sayısının hem sayı aynı zamanda tür olarak 5 katına çıktığına dikkati çekerek, “bir daha küçük kitapçılarımızı kazanırsak kitaba ilginin daha da artacağını düşünüyoruz. Türkiye dünyada en çok kitap fuarı yapılan ülkedir. İstanbul’da birfazlaca fuar var. Fuarların da kitaba ilgiyi artırdığını söyleyebiliriz. Biz Metamorfoz Yayın Grubu olarak gelecekte nitelikli bazı eserlerin Türkçeye kazandırılması açısından da çalışmalar yürütüyoruz. Edebiyat ağırlıklı yayıncıyız. Bu anlamda, eserlerimizin farklı ülkelerin dillerine tercüme edilmesi ve oralarda da okunması için çalışmalar yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
– “Sermayeye teslim olan bir yayıncılık, tekelleşen bir yayıncılıktır”
Kaknüs Yayınları sahibi Muhammed Çiftçi ise son 15 yılda Türkiye’de yayıncılık sektöründe fazlaca büyük gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, “Fakat bu son ekonomik krizlerle bir kısım daralmalar olacak. Sektör olarak 2022’de yüzde 30 ile 40 içinde bir daralma bekliyoruz. Yılda 75-80 bin kitap yayınlanırken bu sayı da düşecektir.” dedi.
Sektörde tüm sorunlara karşı dijital yayıncılığın bir çözüm olabileceğini ifade eden Çiftçi, şöyleki konuştu:
“Şu an yayıncıların maliyetleri korkunç derecede şişmiş durumda. Bizim üretim kalemlerimizin büyük bir çoğunluğu dövize bağlı. ötürüsıyla müthiş derecede etkileniyoruz. Dört ay önce 10 liraya mal ettiğimiz şeyi, şimdi 18-19 liraya mal ediyoruz. ötürüsıyla biz bunu tolere etmeye çalışıyoruz. Sektör, 2022-2023 senelerında açıkçası bunu daha da fazla hissedecek gibi gözüküyor. Kaknüs Yayınevi olarak bine yakın yayınladığımız eser var. Bizim için artık yayıncılığı devam ettirmek, bir şeyler üretmesek de var olan ürünlerimizle 3-5 yıl sürdürmemiz mümkün. Ama sektörde yeni olan, yayıncılığa yeni girmiş ve kalem sayısı düşük olan yayınevlerinin devam etmesi fazlaca daha zor.”
Çiftçi, yayıncılık sektöründe her dönem sorun yaşandığını ve sektör içerisinde ayrıca sıkıntılar olduğunun altını çizerek, “Üretirken ve satın almalarımızı yaparken KDV ödüyoruz. ötürüsıyla imalatta oluşan bir KDV var. Eskiden satarken bunu kitabın üzerine koyup geri alıyorduk. Bu satışta KDV kalkınca alınabilen bir şey olmadı. Sektörün en büyük sorunlarından bir tanesi de bence KDV alma meselesi. Bu bir muhasebe tecrübesi ve bu tecrübeye sektörümüz oldukca vakıf değil. Açıkçası bunlar hep butik yayıncıların yaşadığı sorunlar.” açıklamasını yaptı.
Sektörde yaşanan çeşitli sorunlara değinen Çiftçi, sözlerini şu biçimde sürdürdü:
“Bizim sektörün zorlukları sadece üretim meselesi yani hammadde ve imalat sıkıntıları değil. Bu sektörün kendi içerisinde de bir sürü problemleri var. Sermayenin de zaman zaman gelip sektörü altüst ettiği gelişmeler var. Bir kısım sermaye grupları yayıncılık sektörünün içerisinde. Sermayeye teslim olan bir yayıncılık, tekelleşen bir yayıncılıktır. Türkiye aslında dünyanın en önemli bağımsız yayıncılarının olduğu bir ülkeydi. Ama bu fiyat meseleleri ve iniş çıkışlar Türkiye’de de bir tekelleşmeyi hızlı bir biçimde getirecek. Kitabı basmak kadar bunun okurla buluşmasıyla alakalı yazarların da bir çalışma yürütmesi lazım.”
Haber Sitelerinden Alıntı Yapılmıştır.