Emre
Yeni Üye
En etkili yabani ot ilacı ne zaman atılır? Asıl mesele ilaçtan çok doğru zamanlama
Bahçesi, tarlası ya da küçük bir arazisi olanların şu soruyu en az bir kere sorduğunu düşünüyorum: “Şu otları bir an önce nasıl yok ederim?” Özellikle ilkbaharda toprak ısınmaya başlayınca birkaç gün içinde ortaya çıkan yabani otlar insanın bütün hevesini kaçırabiliyor. Bir hafta önce tertemiz görünen alanın kısa sürede yeşil bir örtüye dönüşmesi gerçekten şaşırtıcı.
Benim bu konudaki yaklaşımım zaman içinde biraz değişti. Eskiden “en güçlü ilaç hangisi?” sorusunun cevabı aranıyor gibi düşünürdüm. Oysa araştırmaları ve farklı tarımsal uygulamaları karşılaştırınca daha önemli bir soru ortaya çıkıyor: “Hangi yabancı ot, hangi gelişme döneminde, hangi üründe ve hangi koşullarda mücadele edilmeli?”
Çünkü aynı herbisit farklı zamanda uygulandığında tamamen farklı sonuç verebilir. FAO da yanlış zamanda uygulanan herbisitlerin etkisiz kalabileceğini, bunun hem zaman hem de para kaybına yol açabileceğini özellikle vurguluyor. FAOHome
Buradaki önemli ayrım da şu: “en etkili yabani ot ilacı” diye bütün alanlar için geçerli tek bir ürün veya tek bir saat yok. Etkinlik; yabancı otun türüne, büyüklüğüne, tek yıllık veya çok yıllık olmasına, yetiştirilen ürüne, hava koşullarına ve kullanılacak ürünün ruhsat/etiket talimatlarına bağlı.
En etkili dönem neden genellikle yabancı otlar gençken?
Pratik açıdan bakıldığında en önemli prensiplerden biri yabancı otların çok büyüyüp güçlenmesini beklememektir. Genç ve aktif büyüyen bitkiler birçok sistemik herbisite karşı daha hassas olabilir. Buna karşılık ileri gelişme dönemine gelmiş, kök ve gövde sistemi güçlenmiş, hatta tohum bağlamaya başlamış bir yabancı otu kontrol etmek çok daha zor hale gelebilir.
Burada “küçükse kesin ölür” gibi basit bir formül kurmak da doğru olmaz. Bazı türler erken dönemde çok hassas olabilirken bazı çok yıllık yabancı otlarda yeraltı organları nedeniyle bitkinin üst kısmının kuruması sorunun tamamen bittiği anlamına gelmeyebilir.
Bence en büyük hata, yabancı otların “iyice belli olmasını” beklemek. İnsan gözüyle bakıldığında büyük ot daha ciddi bir problem gibi görünür ama biyolojik açıdan tam tersi bir durum söz konusu olabilir. Ot görünür hale geldiğinde aslında çoktan kök sistemini ve gelişme avantajını oluşturmuş olabilir.
FAO'nun entegre yabancı ot yönetimi yaklaşımı da yalnızca ilaçlamaya odaklanmak yerine yabancı otların yaşam döngüsünü, toprakta bulunan tohum rezervini ve ürünle rekabetini birlikte değerlendirmeyi öneriyor. FAOHome+1
“En uygun zaman” sadece takvimdeki bir tarih değildir
“Mart ayında atılır”, “nisanda mutlaka yapılır” gibi takvim ezberleri bana göre oldukça yanıltıcı.
Örneğin aynı şehirde bile iki farklı bahçede doğru uygulama zamanı aynı olmayabilir. Toprak sıcaklığı, yağış, yabancı otun çıkış zamanı, yetiştirilen ürün ve bölgenin mikrokliması değişebilir.
Bu nedenle doğru zamanlamayı birkaç parçaya ayırmak daha mantıklı:
1. Yabancı ot aktif büyümede olmalı.
Bitkinin canlı ve gelişmekte olması, özellikle yapraktan alınan sistemik ürünlerde önemlidir.
2. Yabancı ot aşırı yaşlanmış olmamalı.
Çok gelişmiş ve odunsulaşmış bitkilerde kontrol zorlaşabilir.
3. Yağış ve rüzgâr koşulları dikkate alınmalı.
Ürünün etiketinde belirtilen yağışsızlık süresi ve uygulama şartları dikkate alınmadan “bugün yağmur yağmayacak gibi” düşüncesiyle hareket etmek doğru değildir.
4. Sıcaklık ve bitkinin stres durumu önemlidir.
Aşırı sıcak, kuraklık veya başka stresler bazı herbisitlerin performansını etkileyebilir. Dolayısıyla sadece takvime bakmak yerine bitkinin gerçekten aktif gelişim gösterip göstermediğine bakmak daha mantıklı.
5. Asıl ürün korunmalı.
Bu belki de en önemli konu. Tarlada buğday, mısır, ayçiçeği, sebze veya başka bir kültür bitkisi varsa “otları öldüreyim” yaklaşımı tek başına yeterli değildir. Yanlış ürün seçimi veya yanlış uygulama kültür bitkisinde ciddi zarar oluşturabilir.
Bu nedenle ürünün Türkiye'deki ruhsatlı kullanımını ve etiketindeki doz, dönem, hedef yabancı ot ve bekleme/hasatla ilgili hükümleri kontrol etmek gerekir.
Sabah mı, akşam mı? İnternetteki en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri
Forumlarda sıkça “En iyi saat sabah erken” veya “akşam atılırsa daha iyi” şeklinde kesin ifadeler görüyorum. Aslında bu kadar basit değil.
Sabah saatlerinde çiğ bulunması, gün içinde sıcaklığın yükselmesi, akşam saatlerinde nemin artması, rüzgârın durumu ve ürünün formülasyonu sonucu değiştirebilir.
Dolayısıyla “sabah 07.00 kesin en iyidir” gibi evrensel bir kural vermek doğru olmaz. Uygulama zamanı, kullanılan ürünün etiketindeki talimatlarla birlikte hava koşullarına göre belirlenmeli.
Ben olsam saat seçerken saatin kendisinden çok bitkinin aktif büyümesi + uygun hava + düşük sürüklenme riski + etiket koşulları kombinasyonuna bakarım.
Özellikle rüzgâr konusu hafife alınmamalı. İlaç damlacıklarının hedef alanın dışına taşınması yalnızca ekonomik kayıp değil, komşu bitkiler açısından da sorun yaratabilir.
Yabani ot ilacının tarihsel hikâyesi aslında tarımın dönüşüm hikâyesi
Herbisitlerin yaygınlaşmasını yalnızca “çiftçiler kimyasal kullanmaya başladı” şeklinde okumak eksik kalıyor.
Modern tarımın yüksek verimli çeşitlere, daha geniş üretim alanlarına ve iş gücü maliyetlerinin değişmesine doğru ilerlemesi, yabancı ot kontrolünü ekonomik açıdan çok daha önemli hale getirdi. FAO da yabancı otların su, besin ve ışık için ürünlerle rekabet ederek verim ve kalite kayıplarına neden olduğunu belirtiyor. FAOHome
Daha eski tarım sistemlerinde yabancı ot kontrolünün önemli bir bölümü insan emeği, hayvan gücü, çapalama ve toprak işleme üzerinden yürütülüyordu. Herbisitlerin yaygınlaşması ise aynı işi çok daha geniş alanlarda kısa sürede yapabilme imkânı sundu.
Bu noktada ekonomik tarafı çok önemli.
Bir üreticinin onlarca dönümlük arazide elle mücadele yapması ile mekanik veya kimyasal mücadele yapması arasında ciddi işçilik farkı olabilir. FAO'nun değerlendirmeleri de bazı bölgelerde elle yabancı ot temizliğinin çiftçi zamanının çok büyük bölümünü tüketebildiğine dikkat çekiyor. FAOHome
Dolayısıyla herbisitleri sadece “iyi” veya “kötü” şeklinde değerlendirmek yerine, neden ortaya çıktıklarını ve hangi ekonomik ihtiyaca cevap verdiklerini anlamak gerekiyor.
Bugünkü en büyük problem: aynı yönteme fazla güvenmek
Bana göre günümüzde asıl tartışılması gereken konu burada başlıyor.
Bir herbisit ilk uygulamalarda mükemmel sonuç verdiğinde insanın aynı ürünü tekrar tekrar kullanası geliyor. Çünkü sistem çalışıyor gibi görünüyor.
Fakat doğa burada oldukça acımasız bir öğretmen.
Bir popülasyonda ilaca daha dayanıklı bireyler bulunabiliyor. Sürekli aynı etki mekanizmasına maruz kalındığında hassas bireyler elenirken dayanıklı bireylerin çoğalma avantajı artabiliyor. Sonuçta daha önce çok iyi kontrol edilen yabancı otlar zaman içinde aynı uygulamaya daha az duyarlı hale gelebiliyor.
FAO, herbisit direnciyle mücadelede farklı etki mekanizmalarının kullanılması ve kimyasal uygulamanın mekanik, kültürel ve biyolojik yöntemlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Sadece herbisitleri dönüşümlü kullanmanın da tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiliyor. FAOHome
Bahçesi, tarlası ya da küçük bir arazisi olanların şu soruyu en az bir kere sorduğunu düşünüyorum: “Şu otları bir an önce nasıl yok ederim?” Özellikle ilkbaharda toprak ısınmaya başlayınca birkaç gün içinde ortaya çıkan yabani otlar insanın bütün hevesini kaçırabiliyor. Bir hafta önce tertemiz görünen alanın kısa sürede yeşil bir örtüye dönüşmesi gerçekten şaşırtıcı.
Benim bu konudaki yaklaşımım zaman içinde biraz değişti. Eskiden “en güçlü ilaç hangisi?” sorusunun cevabı aranıyor gibi düşünürdüm. Oysa araştırmaları ve farklı tarımsal uygulamaları karşılaştırınca daha önemli bir soru ortaya çıkıyor: “Hangi yabancı ot, hangi gelişme döneminde, hangi üründe ve hangi koşullarda mücadele edilmeli?”
Çünkü aynı herbisit farklı zamanda uygulandığında tamamen farklı sonuç verebilir. FAO da yanlış zamanda uygulanan herbisitlerin etkisiz kalabileceğini, bunun hem zaman hem de para kaybına yol açabileceğini özellikle vurguluyor. FAOHome
Buradaki önemli ayrım da şu: “en etkili yabani ot ilacı” diye bütün alanlar için geçerli tek bir ürün veya tek bir saat yok. Etkinlik; yabancı otun türüne, büyüklüğüne, tek yıllık veya çok yıllık olmasına, yetiştirilen ürüne, hava koşullarına ve kullanılacak ürünün ruhsat/etiket talimatlarına bağlı.
En etkili dönem neden genellikle yabancı otlar gençken?
Pratik açıdan bakıldığında en önemli prensiplerden biri yabancı otların çok büyüyüp güçlenmesini beklememektir. Genç ve aktif büyüyen bitkiler birçok sistemik herbisite karşı daha hassas olabilir. Buna karşılık ileri gelişme dönemine gelmiş, kök ve gövde sistemi güçlenmiş, hatta tohum bağlamaya başlamış bir yabancı otu kontrol etmek çok daha zor hale gelebilir.
Burada “küçükse kesin ölür” gibi basit bir formül kurmak da doğru olmaz. Bazı türler erken dönemde çok hassas olabilirken bazı çok yıllık yabancı otlarda yeraltı organları nedeniyle bitkinin üst kısmının kuruması sorunun tamamen bittiği anlamına gelmeyebilir.
Bence en büyük hata, yabancı otların “iyice belli olmasını” beklemek. İnsan gözüyle bakıldığında büyük ot daha ciddi bir problem gibi görünür ama biyolojik açıdan tam tersi bir durum söz konusu olabilir. Ot görünür hale geldiğinde aslında çoktan kök sistemini ve gelişme avantajını oluşturmuş olabilir.
FAO'nun entegre yabancı ot yönetimi yaklaşımı da yalnızca ilaçlamaya odaklanmak yerine yabancı otların yaşam döngüsünü, toprakta bulunan tohum rezervini ve ürünle rekabetini birlikte değerlendirmeyi öneriyor. FAOHome+1
“En uygun zaman” sadece takvimdeki bir tarih değildir
“Mart ayında atılır”, “nisanda mutlaka yapılır” gibi takvim ezberleri bana göre oldukça yanıltıcı.
Örneğin aynı şehirde bile iki farklı bahçede doğru uygulama zamanı aynı olmayabilir. Toprak sıcaklığı, yağış, yabancı otun çıkış zamanı, yetiştirilen ürün ve bölgenin mikrokliması değişebilir.
Bu nedenle doğru zamanlamayı birkaç parçaya ayırmak daha mantıklı:
1. Yabancı ot aktif büyümede olmalı.
Bitkinin canlı ve gelişmekte olması, özellikle yapraktan alınan sistemik ürünlerde önemlidir.
2. Yabancı ot aşırı yaşlanmış olmamalı.
Çok gelişmiş ve odunsulaşmış bitkilerde kontrol zorlaşabilir.
3. Yağış ve rüzgâr koşulları dikkate alınmalı.
Ürünün etiketinde belirtilen yağışsızlık süresi ve uygulama şartları dikkate alınmadan “bugün yağmur yağmayacak gibi” düşüncesiyle hareket etmek doğru değildir.
4. Sıcaklık ve bitkinin stres durumu önemlidir.
Aşırı sıcak, kuraklık veya başka stresler bazı herbisitlerin performansını etkileyebilir. Dolayısıyla sadece takvime bakmak yerine bitkinin gerçekten aktif gelişim gösterip göstermediğine bakmak daha mantıklı.
5. Asıl ürün korunmalı.
Bu belki de en önemli konu. Tarlada buğday, mısır, ayçiçeği, sebze veya başka bir kültür bitkisi varsa “otları öldüreyim” yaklaşımı tek başına yeterli değildir. Yanlış ürün seçimi veya yanlış uygulama kültür bitkisinde ciddi zarar oluşturabilir.
Bu nedenle ürünün Türkiye'deki ruhsatlı kullanımını ve etiketindeki doz, dönem, hedef yabancı ot ve bekleme/hasatla ilgili hükümleri kontrol etmek gerekir.
Sabah mı, akşam mı? İnternetteki en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri
Forumlarda sıkça “En iyi saat sabah erken” veya “akşam atılırsa daha iyi” şeklinde kesin ifadeler görüyorum. Aslında bu kadar basit değil.
Sabah saatlerinde çiğ bulunması, gün içinde sıcaklığın yükselmesi, akşam saatlerinde nemin artması, rüzgârın durumu ve ürünün formülasyonu sonucu değiştirebilir.
Dolayısıyla “sabah 07.00 kesin en iyidir” gibi evrensel bir kural vermek doğru olmaz. Uygulama zamanı, kullanılan ürünün etiketindeki talimatlarla birlikte hava koşullarına göre belirlenmeli.
Ben olsam saat seçerken saatin kendisinden çok bitkinin aktif büyümesi + uygun hava + düşük sürüklenme riski + etiket koşulları kombinasyonuna bakarım.
Özellikle rüzgâr konusu hafife alınmamalı. İlaç damlacıklarının hedef alanın dışına taşınması yalnızca ekonomik kayıp değil, komşu bitkiler açısından da sorun yaratabilir.
Yabani ot ilacının tarihsel hikâyesi aslında tarımın dönüşüm hikâyesi
Herbisitlerin yaygınlaşmasını yalnızca “çiftçiler kimyasal kullanmaya başladı” şeklinde okumak eksik kalıyor.
Modern tarımın yüksek verimli çeşitlere, daha geniş üretim alanlarına ve iş gücü maliyetlerinin değişmesine doğru ilerlemesi, yabancı ot kontrolünü ekonomik açıdan çok daha önemli hale getirdi. FAO da yabancı otların su, besin ve ışık için ürünlerle rekabet ederek verim ve kalite kayıplarına neden olduğunu belirtiyor. FAOHome
Daha eski tarım sistemlerinde yabancı ot kontrolünün önemli bir bölümü insan emeği, hayvan gücü, çapalama ve toprak işleme üzerinden yürütülüyordu. Herbisitlerin yaygınlaşması ise aynı işi çok daha geniş alanlarda kısa sürede yapabilme imkânı sundu.
Bu noktada ekonomik tarafı çok önemli.
Bir üreticinin onlarca dönümlük arazide elle mücadele yapması ile mekanik veya kimyasal mücadele yapması arasında ciddi işçilik farkı olabilir. FAO'nun değerlendirmeleri de bazı bölgelerde elle yabancı ot temizliğinin çiftçi zamanının çok büyük bölümünü tüketebildiğine dikkat çekiyor. FAOHome
Dolayısıyla herbisitleri sadece “iyi” veya “kötü” şeklinde değerlendirmek yerine, neden ortaya çıktıklarını ve hangi ekonomik ihtiyaca cevap verdiklerini anlamak gerekiyor.
Bugünkü en büyük problem: aynı yönteme fazla güvenmek
Bana göre günümüzde asıl tartışılması gereken konu burada başlıyor.
Bir herbisit ilk uygulamalarda mükemmel sonuç verdiğinde insanın aynı ürünü tekrar tekrar kullanası geliyor. Çünkü sistem çalışıyor gibi görünüyor.
Fakat doğa burada oldukça acımasız bir öğretmen.
Bir popülasyonda ilaca daha dayanıklı bireyler bulunabiliyor. Sürekli aynı etki mekanizmasına maruz kalındığında hassas bireyler elenirken dayanıklı bireylerin çoğalma avantajı artabiliyor. Sonuçta daha önce çok iyi kontrol edilen yabancı otlar zaman içinde aynı uygulamaya daha az duyarlı hale gelebiliyor.
FAO, herbisit direnciyle mücadelede farklı etki mekanizmalarının kullanılması ve kimyasal uygulamanın mekanik, kültürel ve biyolojik yöntemlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Sadece herbisitleri dönüşümlü kullanmanın da tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiliyor. FAOHome