Kamu bakılırsavinden çıkarıldıktan daha sonra vazifesine dönenler manevi tazminat isteyebilir mi?

dunyadan

Global Mod
Global Mod
Kamu bakılırsavinden çıkarıldıktan daha sonra vazifesine dönenler manevi tazminat isteyebilir mi?
Davacı, 18/09/2001 tarihi ile bir daha atandığı 10/10/2006 tarihleri içindeki maddi kayıplarının ve işlem niçiniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle idareye başvuru yapmıştır.

Başvuru reddedilmesi üzerine dava açılmış, ilk derece mahkemesi manevi tazminat isteğini reddetmiştir.

Danıştay 12. Dairesi ise bu sonucu aşağıdaki gerekçe ile bozmuştur.

Bakılan davada, hukuka aykırılığı yargı sonucuyla sabit olan Devlet memurluğundan çıkarma cezası niçiniyle; beş yıldan uzun bir müddet bakılırsavinden uzak kalarak toplum arasındaki saygınlığını kaybeden davacının, hem bu olay niçiniyle iç dünyasında hayatış olduğu acılar aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamında karşılaşmış olduğu sorunlar göz önüne alındığında manevi zararın meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.

İdarenin hukuka aykırı işlemi niçiniyle kişilik hakları zarar nazarann davacının, uğramış olduğu bu zararın giderilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğundan, ölçülülük ilkesi de gözetilmek suretiyle olayın özelliğine bakılırsa belirlenecek tazminat bedelinin, davacıya manevi tazminat olarak ödenmesi gerektiği kararına ulaşılmıştır.

T.C.

DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

ESAS NO: 2018/9788

KARAR NO: 2019/1480


TEMYİZ EDEN (DAVACI) :

VEKİLİ:

KARŞI TARAF (DAVALI) :

VEKİLİ:


İSTEMİN KONUSU :

… İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı sonucunın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile yasal faizin başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olarak karara bağlanmasına ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

. İli, .. İmam Hatip Lisesinde . olarak gorev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(a) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 01/08/2001 tarih ve 263 sayılı işlemin yargı sonucuyla iptal edilmesi niçiniyle gorevine son verildiği 18/09/2001 tarihi ile bir daha atandığı 10/10/2006 tarihleri içindeki maddi kayıplarının ve işlem niçiniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan 14/04/2014 tarihindeki başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile idari başvuruya konu olan parasal hakların hakediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, manevi tazminatın ise bakılırsavine son verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle beraber ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi sonucunın özeti:

İdare Mahkemesince; davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(a) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 01/08/2001 tarih ve 263 sayılı işlemin, … İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı sonucu ile iptal edilmesi niçiniyle, bakılırsavine son verildiği 18/09/2001 tarihi ile bir daha atandığı 10/10/2006 tarihleri içindeki maddi kayıplarının idareye başvuru tarihi olan 14/04/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle beraber ödenmesine, davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde idarenin kastı ya da ağır kusuru bulunmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafınca, maddi kayıplarına uygulanan yasal faizin başlangıç tarihinin, idareye başvuru tarihi olan 14/04/2014 tarihi olarak değil, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı iptal davasının açıldığı tarih olan 23/10/2001 tarihi olarak belirlenmesi, bu işlem niçiniyle uğramış olduğu manevi zararın giderilebilmesi için manevi tazminat isteminin kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

İdare tarafınca, dava konusu vakada manevi tazminat şartları oluşmadığından davacının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin Mahkeme sonucunın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten daha sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

… İli, … İmam Hatip Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak nazaranv yapan davacı, 01/08/2001 tarih ve 263 sayılı işlem ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(a) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmış ve söz konusu işlem niçiniyle 18/09/2001 tarihinde nazaranvine son verilmiştir.

Bu işlemin iptali istemiyle açılan davada; . İdare Mahkemesi, . tarih ve E:., K:. sayılı sonucu ile Danıştay Onikinci Dairesinin 21/11/2012 tarih ve E:2012/3480, K:2012/9158 sayılı bozma sonucuna uyarak dava konusu işlemin iptaline karar vermiş ve bu karar taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

18/09/2001 tarihinde bakılırsavine son verilen ancak Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptalindilk önceden 10/10/2006 tarihinde öğretmenlik bakılırsavine iade edilen davacı, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin yargı sonucuyla iptal edilmesi niçiniyle nazaranvine son verildiği 18/09/2001 tarihi ile bir daha atandığı 10/10/2006 tarihleri içindeki maddi kayıplarının ve işlem niçiniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle 14/04/2014 tarihinde idareye başvuru yapmıştır.

Davacının 14/04/2014 tarihindeki başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali ile idari başvuruya konu olan parasal hakların hakediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, manevi tazminatın ise gorevine son verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle beraber ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin yedinci fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem ötürüsıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını beraber açabilecekleri gibi, en önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki sonucun veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek sonucun tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan ötürü icra tarihinden itibaren dava süresi arasında tam yargı davası açabilirler. o biçimde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare Mahkemesi sonucunın, davacının nazaranvine son verildiği 18/09/2001 tarihi ile bir daha atandığı 10/10/2006 tarihleri içindeki maddi kayıplarının ödenmesine ilişkin kısmı, davalı idare tarafınca temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir.

İdare Mahkemesi sonucunın, 18/09/2001 – 10/10/2006 tarihleri içinde yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları karşılığı olarak davacıya ödenmesine karar verilen maddi kayıplara uygulanacak yasal faizin idareye başvuru tarihi olan 14/04/2014 tarihinden itibaren işletilmesine yönelik kısmına karşı yapılan temyiz istemi incelendiğinde;

Hukuka aykırı işlem niçiniyle yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanmasının zaman arasında gecikmesi halinde bu gecikmeden doğan zararın telafisi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca alacağa faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargı içtihatlarına gore, hükmedilecek maddi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, iptal davası üzerine açılan tam yargı davalarında, iptal davasının açıldığı tarih olarak kabulü gerekmektedir.

Bakılan dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca, iptal davası üzerine açılmış tam yargı davası niteliğinde bulunduğundan, hukuka aykırılığı bu davadan önceden açılan iptal davası ile ortaya konulan Devlet memurluğundan çıkarma cezasından ötürü hükmedilecek tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı iptal davasındaki dava tarihi olarak belirlenmesi gerekirken temyize konu kararda, davacıya ödenmesi gereken tazminat tutarına uygulanacak faizin başlangıç tarihinin, davacının iptal davasının sonuçlanmasından daha sonra idareye yaptığı başvuru tarihi olan 14/04/2014 tarihi olarak belirlenmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

İdare Mahkemesi sonucunın, davacının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan temyiz istemi incelendiğinde;

Hukukumuzda manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, zarar gorenin üzüntüsünü azaltmaya yarayan manevi bir tatmin vasıtasıdır. Olay niçiniyle duyulan psikolojik ve ruhsal acıyı kısmen de olsa hafifçeletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın, her olayın özelliğine nazaran ölçülülük ilkesi de gözetilmek suretiyle makul bir miktar para olarak belirleneceği tabiidir.

Bakılan davada, hukuka aykırılığı yargı sonucuyla sabit olan Devlet memurluğundan çıkarma cezası niçiniyle beş yıldan uzun bir müddet gorevinden uzak kalarak toplum arasındaki saygınlığını kaybeden davacının, hem bu olay niçiniyle iç dünyasında hayatış olduğu acılar aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamında karşılaşmış olduğu sorunlar göz önüne alındığında manevi zararın meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. İdarenin hukuka aykırı işlemi niçiniyle kişilik hakları zarar nazarann davacının, uğramış olduğu bu zararın giderilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğundan, ölçülülük ilkesi de gözetilmek suretiyle olayın özelliğine nazaran belirlenecek tazminat bedelinin, davacıya manevi tazminat olarak ödenmesi gerektiği kararına ulaşılmıştır.

Bu itibarla davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR kararı:

Açıklanan niçinlerle;

1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu . İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı sonucunın manevi tazminat talebinin reddedilmesine ilişkin kısmı ile yasal faizin başlangıcının idareye başvuru tarihi olarak belirlenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,

3. Bozulan kısım hakkında bir daha bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu sonucun tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde sonucun düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Haber Sitelerinden Alıntı Yapılmıştır.