Emre
Yeni Üye
Per Latince Ne Demek? Bir Kelimenin Peşinde Roma’dan Günümüze Uzanan Hikâye
Per Latince Ne Demek? Küçük Bir Kelimenin Büyük Yolculuğu
Geçenlerde eski bir metnin içinde yalnızca üç harften oluşan bir kelimeye takıldım: “per”.
İlk bakışta insanın üzerinde fazla durmayacağı türden bir kelime. Ne gösterişli bir isim ne de uzun bir fiil. Fakat Latincede bazı kelimeler vardır ki kısa olmalarına rağmen arkasında koskoca bir düşünce dünyası taşırlar. “Per” de onlardan biri.
Bu kelimenin peşine düştüğümde kendimi bir anda Roma yollarında, eski bir kütüphanede, el yazmaları arasında çalışan insanların yanında ve hatta bugünkü Türkçede kullandığımız bazı kelimelerin anlam dünyasında buldum.
Asıl ilginç olan ise şuydu: “Per” yalnızca “içinden, boyunca, aracılığıyla” gibi sözlük karşılıkları olan sıradan bir edat değildi. Latinlerin mekânı, zamanı, yöntemi ve hatta bir işin nasıl gerçekleştirildiğini anlatma biçimine açılan küçük bir kapıydı.
Peki “per” Latince ne demek?
Hikâyenin başlangıç noktasına dönelim.
Roma Yolunda Karşılaştığımız Üç Harf
Hayal edin.
MÖ 1. yüzyılda Roma’dasınız. Sabah henüz tam anlamıyla aydınlanmamış. Şehrin taş döşeli yollarında askerler, tüccarlar, köleler, zanaatkârlar ve senatoya yetişmeye çalışan insanlar birbirlerinin arasından geçiyor.
Elinde balmumuyla kaplanmış küçük bir yazı tableti taşıyan genç bir kâtip düşünelim. Adı Marcus olsun.
Marcus'a yaşlı bir tüccar yaklaşır ve ondan başka bir şehre gönderilecek mesajı yazmasını ister.
“Mesajı nasıl ulaştıracağız?” diye sorar tüccar.
Marcus cevap verir:
“Per viam.”
Yani kabaca, “yol boyunca” veya “yoldan geçerek”.
İşte “per” burada bir hareketin içinden geçme, boyunca ilerleme anlamını taşır.
Lewis ve Short'un klasik Latince sözlüğünde “per”, özellikle bir alanın içinden geçmek, bir yer boyunca uzanmak veya bir şeyin tamamına yayılmak gibi anlamlarla açıklanır. Örneğin mekânla ilgili kullanımlarda “through”, “throughout”, “all along” gibi İngilizce karşılıklarla ifade edilir.
Fakat Marcus'un hikâyesi burada bitmiyor.
Çünkü “per” yalnızca yollar için kullanılmıyordu.
“Per” Sadece “İçinden” Demek Değildi
Bir süre sonra Marcus'un yanına Lucia adlı genç bir kadın geliyor.
Lucia, ailesinin başka bir şehirde yaşayan akrabalarına mektup göndermek istiyor. Marcus mektubu yazmaya hazırlanırken Lucia'nın söylediği bir cümle dikkatini çekiyor:
“Bu mektup yalnızca haber vermesin. Onlara bizim hâlâ onları düşündüğümüzü de hissettirsin.”
Marcus biraz düşünüyor.
Çünkü burada mesele yalnızca bilgi aktarmak değil.
Bir mesajın aracılığıyla başka bir insana ulaşmak söz konusu.
Latince “per” tam da böyle bir anlam alanına da sahipti: aracılığıyla, yoluyla, vasıtasıyla.
Sözlüklerde “per”in araç, yöntem veya aracılık anlamında “through”, “by” ve “by means of” karşılıklarıyla kullanıldığı görülür. “Per litteras” örneği, “mektup yoluyla” veya “yazıyla” anlamına gelebilir.
Burada bence kelimenin en güzel tarafı ortaya çıkıyor.
Bir şeyi doğrudan yapmakla, bir şey aracılığıyla yapmak arasında küçük ama önemli bir fark vardır.
Bir haber mektupla gider.
Bir emir elçi aracılığıyla iletilir.
Bir insan başka birinin yardımıyla sorununu çözer.
Bir düşünce öğretmen aracılığıyla öğrencisine ulaşır.
“Per” bütün bu ilişkilerin dilde kurulmasına yardım eder.
Ve hikâyemizde Marcus ile Lucia'nın bakış açıları da burada birbirinden ayrılmaya başlar.
Marcus daha çok “Bu mesajı nasıl ulaştıracağız?” diye düşünür.
Lucia ise “Bu mesaj karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturacak?” diye sorar.
Biri yönteme, diğeri ilişkiye odaklanır.
Fakat kısa süre sonra ikisi de diğerinin yaklaşımının eksik kalan tarafı tamamladığını fark eder.
Marcus'un Haritası, Lucia'nın Mektubu
Marcus Roma yollarını iyi biliyordu.
Hangi yolun daha güvenli olduğunu, hangi geçitte eşkıyaların bulunduğunu, hangi mevsimde hangi güzergâhın kullanılabileceğini hesaplayabiliyordu.
Onun için problem çözülecek bir şeydi.
Lucia ise insanları iyi tanıyordu.
Kimin hangi cümleden kırılabileceğini, hangi haberin doğrudan söylenmemesi gerektiğini, bir ailenin uzun süre görüşmediği bir yakınına nasıl yaklaşılması gerektiğini düşünüyordu.
Onun için problem yalnızca çözülmesi gereken bir mesele değil, insanlar arasındaki bağların korunması gereken bir durumdu.
Burada özellikle bir noktayı vurgulamak gerekir: Bu iki yaklaşımı “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kesin kalıplara sokmak doğru olmaz.
Marcus'un stratejik düşünmesi erkek olduğu için değil, kişiliği, eğitimi ve yaptığı iş nedeniyle gelişmiştir.
Lucia'nın empatik davranması da kadın olmasının otomatik sonucu değildir. Onun hayat deneyimleri, çevresi ve insan ilişkileri bu becerilerini şekillendirmiştir.
Yine de hikâyemizdeki iki karakter üzerinden toplumlarda sıkça görülen farklı iletişim eğilimlerini gözlemleyebiliriz.
Erkek karakterimiz çözümün nasıl uygulanacağını, kadın karakterimiz ise çözümün insanlar üzerindeki etkisini daha fazla sorguluyor.
İkisi birleştiğinde ise çok daha güçlü bir sonuç ortaya çıkıyor.
Marcus doğru yolu buluyor.
Lucia doğru mesajı kuruyor.
Mektup yerine ulaşıyor.
Belki de “per” kelimesinin kendisi de bu iki yaklaşımı sembolik olarak bir araya getiriyor: Bir yerden başka bir yere geçmek, bir araç vasıtasıyla ulaşmak, bir sürecin içinden geçmek.
Roma'da Zamanın İçinden Geçmek
Lucia'nın mektubu gönderildikten birkaç gün sonra Marcus yeniden eski bir metin üzerinde çalışmaya başlıyor.
Bu kez “per” başka bir yerde karşısına çıkıyor.
“per decem dies”
Yani “on gün boyunca”.
İşte burada kelimenin başka bir yüzü ortaya çıkıyor.
“Per”, yalnızca mekânla ilgili değildir. Zaman boyunca devam eden bir süreci de anlatabilir.
Klasik Latincede “per” zaman ifadeleriyle kullanıldığında “boyunca”, “süresince”, “esnasında” veya “... süreyle” gibi anlamlar kazanabilir. “Per triennium” üç yıl boyunca; “per noctem” gece boyunca anlamında kullanılabilir.
Marcus bu noktada durup düşünür:
“Demek ki insan yalnızca bir yolun içinden değil, zamanın içinden de geçebiliyor.”
Bu fikir hoşuna gider.
Çünkü Roma toplumu açısından zaman da önemli bir düzen unsurudur.
Savaşlar günlerce sürer.
Ticaret yolları aylarca aşılır.
Mahkemeler uzun zaman alabilir.
Bir insanın itibarı yıllar içinde oluşur.
Bir devletin gücü nesiller boyunca inşa edilir.
Dolayısıyla “per” gibi bir kelimenin zamanla kullanılması aslında oldukça anlamlıdır. Bir sürecin tek bir anda gerçekleşmediğini, belirli bir süre boyunca devam ettiğini gösterir.
Bugün biz de aynı mantığı kullanıyoruz.
Per Latince Ne Demek? Küçük Bir Kelimenin Büyük Yolculuğu
Geçenlerde eski bir metnin içinde yalnızca üç harften oluşan bir kelimeye takıldım: “per”.
İlk bakışta insanın üzerinde fazla durmayacağı türden bir kelime. Ne gösterişli bir isim ne de uzun bir fiil. Fakat Latincede bazı kelimeler vardır ki kısa olmalarına rağmen arkasında koskoca bir düşünce dünyası taşırlar. “Per” de onlardan biri.
Bu kelimenin peşine düştüğümde kendimi bir anda Roma yollarında, eski bir kütüphanede, el yazmaları arasında çalışan insanların yanında ve hatta bugünkü Türkçede kullandığımız bazı kelimelerin anlam dünyasında buldum.
Asıl ilginç olan ise şuydu: “Per” yalnızca “içinden, boyunca, aracılığıyla” gibi sözlük karşılıkları olan sıradan bir edat değildi. Latinlerin mekânı, zamanı, yöntemi ve hatta bir işin nasıl gerçekleştirildiğini anlatma biçimine açılan küçük bir kapıydı.
Peki “per” Latince ne demek?
Hikâyenin başlangıç noktasına dönelim.
Roma Yolunda Karşılaştığımız Üç Harf
Hayal edin.
MÖ 1. yüzyılda Roma’dasınız. Sabah henüz tam anlamıyla aydınlanmamış. Şehrin taş döşeli yollarında askerler, tüccarlar, köleler, zanaatkârlar ve senatoya yetişmeye çalışan insanlar birbirlerinin arasından geçiyor.
Elinde balmumuyla kaplanmış küçük bir yazı tableti taşıyan genç bir kâtip düşünelim. Adı Marcus olsun.
Marcus'a yaşlı bir tüccar yaklaşır ve ondan başka bir şehre gönderilecek mesajı yazmasını ister.
“Mesajı nasıl ulaştıracağız?” diye sorar tüccar.
Marcus cevap verir:
“Per viam.”
Yani kabaca, “yol boyunca” veya “yoldan geçerek”.
İşte “per” burada bir hareketin içinden geçme, boyunca ilerleme anlamını taşır.
Lewis ve Short'un klasik Latince sözlüğünde “per”, özellikle bir alanın içinden geçmek, bir yer boyunca uzanmak veya bir şeyin tamamına yayılmak gibi anlamlarla açıklanır. Örneğin mekânla ilgili kullanımlarda “through”, “throughout”, “all along” gibi İngilizce karşılıklarla ifade edilir.
Fakat Marcus'un hikâyesi burada bitmiyor.
Çünkü “per” yalnızca yollar için kullanılmıyordu.
“Per” Sadece “İçinden” Demek Değildi
Bir süre sonra Marcus'un yanına Lucia adlı genç bir kadın geliyor.
Lucia, ailesinin başka bir şehirde yaşayan akrabalarına mektup göndermek istiyor. Marcus mektubu yazmaya hazırlanırken Lucia'nın söylediği bir cümle dikkatini çekiyor:
“Bu mektup yalnızca haber vermesin. Onlara bizim hâlâ onları düşündüğümüzü de hissettirsin.”
Marcus biraz düşünüyor.
Çünkü burada mesele yalnızca bilgi aktarmak değil.
Bir mesajın aracılığıyla başka bir insana ulaşmak söz konusu.
Latince “per” tam da böyle bir anlam alanına da sahipti: aracılığıyla, yoluyla, vasıtasıyla.
Sözlüklerde “per”in araç, yöntem veya aracılık anlamında “through”, “by” ve “by means of” karşılıklarıyla kullanıldığı görülür. “Per litteras” örneği, “mektup yoluyla” veya “yazıyla” anlamına gelebilir.
Burada bence kelimenin en güzel tarafı ortaya çıkıyor.
Bir şeyi doğrudan yapmakla, bir şey aracılığıyla yapmak arasında küçük ama önemli bir fark vardır.
Bir haber mektupla gider.
Bir emir elçi aracılığıyla iletilir.
Bir insan başka birinin yardımıyla sorununu çözer.
Bir düşünce öğretmen aracılığıyla öğrencisine ulaşır.
“Per” bütün bu ilişkilerin dilde kurulmasına yardım eder.
Ve hikâyemizde Marcus ile Lucia'nın bakış açıları da burada birbirinden ayrılmaya başlar.
Marcus daha çok “Bu mesajı nasıl ulaştıracağız?” diye düşünür.
Lucia ise “Bu mesaj karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturacak?” diye sorar.
Biri yönteme, diğeri ilişkiye odaklanır.
Fakat kısa süre sonra ikisi de diğerinin yaklaşımının eksik kalan tarafı tamamladığını fark eder.
Marcus'un Haritası, Lucia'nın Mektubu
Marcus Roma yollarını iyi biliyordu.
Hangi yolun daha güvenli olduğunu, hangi geçitte eşkıyaların bulunduğunu, hangi mevsimde hangi güzergâhın kullanılabileceğini hesaplayabiliyordu.
Onun için problem çözülecek bir şeydi.
Lucia ise insanları iyi tanıyordu.
Kimin hangi cümleden kırılabileceğini, hangi haberin doğrudan söylenmemesi gerektiğini, bir ailenin uzun süre görüşmediği bir yakınına nasıl yaklaşılması gerektiğini düşünüyordu.
Onun için problem yalnızca çözülmesi gereken bir mesele değil, insanlar arasındaki bağların korunması gereken bir durumdu.
Burada özellikle bir noktayı vurgulamak gerekir: Bu iki yaklaşımı “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kesin kalıplara sokmak doğru olmaz.
Marcus'un stratejik düşünmesi erkek olduğu için değil, kişiliği, eğitimi ve yaptığı iş nedeniyle gelişmiştir.
Lucia'nın empatik davranması da kadın olmasının otomatik sonucu değildir. Onun hayat deneyimleri, çevresi ve insan ilişkileri bu becerilerini şekillendirmiştir.
Yine de hikâyemizdeki iki karakter üzerinden toplumlarda sıkça görülen farklı iletişim eğilimlerini gözlemleyebiliriz.
Erkek karakterimiz çözümün nasıl uygulanacağını, kadın karakterimiz ise çözümün insanlar üzerindeki etkisini daha fazla sorguluyor.
İkisi birleştiğinde ise çok daha güçlü bir sonuç ortaya çıkıyor.
Marcus doğru yolu buluyor.
Lucia doğru mesajı kuruyor.
Mektup yerine ulaşıyor.
Belki de “per” kelimesinin kendisi de bu iki yaklaşımı sembolik olarak bir araya getiriyor: Bir yerden başka bir yere geçmek, bir araç vasıtasıyla ulaşmak, bir sürecin içinden geçmek.
Roma'da Zamanın İçinden Geçmek
Lucia'nın mektubu gönderildikten birkaç gün sonra Marcus yeniden eski bir metin üzerinde çalışmaya başlıyor.
Bu kez “per” başka bir yerde karşısına çıkıyor.
“per decem dies”
Yani “on gün boyunca”.
İşte burada kelimenin başka bir yüzü ortaya çıkıyor.
“Per”, yalnızca mekânla ilgili değildir. Zaman boyunca devam eden bir süreci de anlatabilir.
Klasik Latincede “per” zaman ifadeleriyle kullanıldığında “boyunca”, “süresince”, “esnasında” veya “... süreyle” gibi anlamlar kazanabilir. “Per triennium” üç yıl boyunca; “per noctem” gece boyunca anlamında kullanılabilir.
Marcus bu noktada durup düşünür:
“Demek ki insan yalnızca bir yolun içinden değil, zamanın içinden de geçebiliyor.”
Bu fikir hoşuna gider.
Çünkü Roma toplumu açısından zaman da önemli bir düzen unsurudur.
Savaşlar günlerce sürer.
Ticaret yolları aylarca aşılır.
Mahkemeler uzun zaman alabilir.
Bir insanın itibarı yıllar içinde oluşur.
Bir devletin gücü nesiller boyunca inşa edilir.
Dolayısıyla “per” gibi bir kelimenin zamanla kullanılması aslında oldukça anlamlıdır. Bir sürecin tek bir anda gerçekleşmediğini, belirli bir süre boyunca devam ettiğini gösterir.
Bugün biz de aynı mantığı kullanıyoruz.